|
ÖZEL HASTANE DOSYASI (3-4-5) ÖZEL HASTANE DOSYASI-3 Tercüman Gazetesi’nde Gülçin Günay tarafından yayınlanan yazı dizisi Dağ gibi oğlumu öldürüyorlardı
Bu cümle 2004’de yaralanma sonucu İstanbul Çapa’da özel bir hastaneye
kaldırılan ve ihmal nedeniyle aşırı kan kaybeden 23 yaşındaki A.C.’nin
annesi N.C.’ye ait. Anne “İki dikiş için 200 dolar alıp gönderdiler.
Oğlum fenalaşınca Haseki’de ameliyata alındı” dedi KARŞIMDA aradan
üç yıl geçmesine rağmen gözyaşları durmayan bir anne oturuyor. Üç çocuk
annesi bu kadın, öylesine dirayetli ve cesaretli ki yapılan hata ve
ihmalkârlıklar için sesini her mecrada korkusuzca duyuracağını
söylüyor. Önündeki tek engel ise .......
ÖZEL HASTANE DOSYASI (3-4-5) ÖZEL HASTANE DOSYASI-3 Tercüman Gazetesi’nde Gülçin Günay tarafından yayınlanan yazı dizisi Dağ gibi oğlumu öldürüyorlardı
Bu cümle 2004’de yaralanma sonucu İstanbul Çapa’da özel bir hastaneye
kaldırılan ve ihmal nedeniyle aşırı kan kaybeden 23 yaşındaki A.C.’nin
annesi N.C.’ye ait. Anne “İki dikiş için 200 dolar alıp gönderdiler.
Oğlum fenalaşınca Haseki’de ameliyata alındı” dedi KARŞIMDA aradan
üç yıl geçmesine rağmen gözyaşları durmayan bir anne oturuyor. Üç çocuk
annesi bu kadın, öylesine dirayetli ve cesaretli ki yapılan hata ve
ihmalkârlıklar için sesini her mecrada korkusuzca duyuracağını
söylüyor. Önündeki tek engel ise eşi. N.C., gaspa uğrayan, sigorta
istediği için patronu tarafından işine son verilen taksici eşinin, her
olumsuzlukta “Bu düzen böyle, düzelmez” mantığı içinde olduğunu
belirtiyor. Ama yılmadığını belirtiyor N.C., “Oğlumun başına gelenler
kimsenin başına gelmesin” diyor ve başlıyor anlatmaya.
Oğlunuz şimdi 23 yaşında. Ama üç yıl öncesine dönersek o acılı günü bize anlatır mısınız?
(Gözleri doluyor) Oğlum o dönem 20 yaşında dağ gibi delikanlıydı. Bir
ecza deposunda kurye olarak çalışıyordu. 2004 yılında bir akşam
göğsünün yanından bıçaklanma sonucu acilen İstanbul Çapa’da özel bir
hastaneye kaldırmışlar. Ben gittiğimde oğluma iki dikiş atılmıştı.
Doktor bana “Telaşlanmayın. Bir saat sonra eve gidersiniz” dedi. Oğlum
için yazdıkları raporda da “Hafif kanama. Hiçbir ciddi bulguya
rastlanamadı” deniliyordu.
Buraya kadar iyi. Sonrası?
Hastanedeyken oğlum şişmeye başladı. Nasıl olduğunu anlamadım.
Fenalaştı. “Anne nefes alamıyorum” demeye başladı. Benimle gelen
yakınlarım “Çocuğu Haseki Hastanesi’ne kaldıralım” dedi. Doktorlar
ilgilenmiyordu. Telaşlanarak oğlumun sağlığının gittikçe kötüleştiğini
oğlumla ilgilenen doktora söyledim. O ise sözlerime aldırış bile
etmeyerek “Şunun için şu kadar para vereceksin” deyip durdu. Hem
üzüntülü hem de sinirliydim. Daha da fenalaşan oğlumu oradan çıkardım.
Çıkarken ne kadar ödediniz? İki dikiş için 200 dolar aldılar. O 200 doları da komşulardan borç alarak verdim.
İkinci durak hangi hastaneydi?
Yakınlarımla birlikte oğlumu Haseki’ye kaldırdık. Gider gitmez
ameliyata aldılar. “Durumu ciddi” dediler. Çok şükür ki, ameliyat
sonrası kendine geldi. Oğluma kavuştum yani. Ama hala gömleğini
giyerken oğlumun yara izlerine bakıp ağlarım. Sanki önceden müdahale
edilseydi o izler olmazdı diye düşünürüm.
Peki o özel hastaneye hakkınızı aramak için gitmediniz mi bir daha?
Tabii ki gittim. Başhekime çıktım. “İşte sizin verdiğiniz raporlar ve
Haseki’nin verdiği raporlar” dedim. Başhekim şaşırır gibi oldu ve bana
“Bunu hangi hayvan yaptı?”diye sordu. Ben de tüm dobralığımla “Doktor
olarak çalıştırdığınız hayvanlardan biri” diye yanıtladım. Başhekim
irkildi ve “Hanımefendi, olmuş bir hata. Uzatmaya gerek yok” dedi. Ben
de “20 yaşında dağ gibi çocuğumu az kalsın öldürüyordunuz” dedim.
Tartışırken oğlum araya girdi. Oğluma döndüm: “Seni öldürüyorlardı
yavrum. Ne biçim sağlık yuvası burası?” dedim. O sırada benim hastane
evraklarım yere düşmüş. Bir daha bulamadım. Evraklarımın birkaçını
hastane yetkilileri çaldı.
Hukuki yollardan hakkınızı aramayı hiç düşünmediniz mi?
Düşünmez olur muyum? Ama gariban insanlarız. Dava için hem maddi hem de
manevi bir yükün altına girmekten çekindim. Halen bunun tereddütünü
yaşarım. Biz vatandaşlar hep “Benim maddi imkanım yok. Şöyle olur,
böyle olur” diye diye olanları, acıları sineye çekerek yaşıyoruz.
Ülkemizde “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığı hakim. Böyle
giderse “Hastanelerde rehin de doktor hatasından sakat da kalırız”
Benim saçlarım bir günde, o talihsiz günde ağardı. Para uğruna insan
sağlığıyla oynanmamalı.
Herhangi bir sosyal güvenceniz yok mu? Hayır. Kendi yağımızla kavrulan bir aileyiz. İleride oğlumun SSK’sından yararlanmayı düşünüyorum.
Okurlardan gelen şikâyetler
• İKİ ay önce İstanbul Anadolu yakasındaki çok ünlü bir özel hastaneye
gittim. Hastanede tedavimi yapan doktor, bana çok ağır hakaretlerde
bulundu. Sinirlenerek başhekim yardımcısına çıktım ve doktoru şikayet
ettim. Ama bu kişi de hiç oralı olmadı. Ayrıca daha fazla para almak
mıdır nedir diş tedavim aylardır sonuçlanmadı. Hani nerde hasta hakları
ve huzurlu sağlık hizmeti? Ahmet Coşar-İstanbul
•
VATANDAŞLARI sizin aracılığınızla uyarıyorum. Özel hastaneye
gittiklerinde herhangi bir hedenle yapılacak test ücreti konusunda
dikkatli olsunlar. Fark ücreti 25 YTL deniliyor ama çoğu gereksiz
işlemlerle bu nerdeyse 250 YTL’yi buluyor. Hastaneden çıkarken sağlığın
yine aynı ama cebindeki paranın hemen hepsi gitmiş. SSK’lıyım. Zaten
zor geçiniyorum. Sağlık hizmetine bu kadar para harcarsak ne olacak
bizim halimiz? Çocuklarımın geleceği için endişe ediyorum. Canan Selçuk-İzmir
Hastanın sahip olduğu haklar -3 Mahremiyete Saygı Gösterilmesi
Madde 21: Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta
mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi
müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra
edilir. Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu isteme hakkı; • Hastanın sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içersinde yürütülmesini,
• Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması
gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında
gerçekleştirilmesini, • Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini, • Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını, • Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini, • Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez. Eğitim verilen
sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili
olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise önceden
veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.
Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tâbi Tutulmama
Madde 22: Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse rızası
olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye
tabi tutulamaz. Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi
altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerin, kendisinin
veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde, bu delillerin ortaya
çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi amaliyeye tabi tutulması
hakimin kararına bağlıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu
ameliye, Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine yapılabilir.
Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası ve İzni
Madde 24: Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya
mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın velisinin
veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunmadığı veya hastanın ifade
gücünün olmadığı hallerde bu şart aranmaz. Kanuni temsilcisi tarafından
muvafakat verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise,
velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi,
Türk Medeni Kanunu’nun 272’nci ve 431’inci maddeleri uyarınca mahkeme
kararına bağlıdır. Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması
zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği tektirde
hayatı veya hayati organlarından biri tendit altına girecek ise izin
şartı aranmaz. Hayatı veya hayati organlarından birini tehdit eden acil
haller haricinde rızanın her zaman geri alınması mümkündür. Rızanın
geri alınması hastayı tedaviyi reddetmesi anlamına gelir. Rızanın
müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak tıbbi yönden sakınca
bulunmaması şartına bağlıdır.
ÖZEL HASTANE DOSYASI-4 Teşhisi bile söylemediler
Bir gece boynundaki dayanılmaz acıyla Yenibosna’daki bir özel hastaneye
giden Erkan Kul’a (29) doktoru hastalığının ne olduğunu söylemeyip bir
de azarladı. 300 YTL’ye malolan tedavide Kul’a rapor dahi verilmedi
29 yaşındaki Erkan Kul, şu anda Sivas’ta devlet memuru. 6 ay önce ise
ailesiyle İstanbul Yenibosna’da yaşıyordu. Demir çelik sektöründe
çalışıyordu. Onun üzücü hikâyesinin başlangıç tarihi, 14 Mart 2007. Bir
gece boynundaki dayanılmaz ağrıyla uyanıyor genç adam. Hemen evden 10
dakika mesafedeki bir özel hastanenin acil servisinde alıyor soluğu.
Ağrı kesici iğnelerle sabahı getiriyor. Neyseki ağrı, uzanırken biraz
olsun diniyor. Sabah Dr. M.Ç.’ye anlatıyor durumunu. Bir dizi tetkik.
Ama bilgi yok. “Hastalığım ne, ameliyat olacak mıyım?” soruları
birikiyor Kul’un zihninde. Ama net cevap yok. Üstüne üstlük Hasta
Hakları Yönetmeliği’nin önemli maddelerinden “Hastanın Bilgi Alma
Hakkı”nı çiğnemekle kalmayıp doktor bir de azarlıyor Erkan Kul’u. İbret
verici öyküyü, en başından aktaralım.
Sağlığınızda oluşan ani rahatsızlıktan ötürü özel bir hastaneye gittiniz. Gerisini anlatabilir misiniz?
Bu yaşıma kadar çocuk hastalıkları dışında hiçbir ciddi rahatsızlık
geçirmedim. Bugüne kadar hastane kapısını çok fazla tıklatmadım. 14
Mart 2007 gecesi boynumda oluşan ani ağrı-ki bu bıçak saplanmış gibi
bir acı veriyordu bana- nedeniyle Yenibosna’da özel bir hastanenin acil
servisine gittim. Acilde ağrı kesici iğne yaptılar.
Doktor gerekli müdahaleyi yaptı mı?
Acil müdahalenin ardından sabaha kadar doktorun gelmesini bekledim.
Felaket acı çekiyordum. Kendimde değildim. Tetkikler ve tomografi
sonucu, Fizik Tedavi Uzmanı Dr. M.Ç’den sadece boyun fıtığı olup
olmadığımı, ameliyat gerekip gerekmediğini öğrenmek istedim. Çünkü bana
bilgi vermiyorlardı.
Ancak Hasta Hakları Yönetmeliği’nde hasta, kendisiyle ilgilenen hekimlerden bilgi alma hakkına sahip. Bu gözardı mı edildi?
Evet. Hastalığımın ne olduğu ve sağlık durumum hakkında endişe
duyuyordum. Boyun fıtığı mıyım, yarı fıtık mıyım, fıtık başlangıcı mı
var yoksa başka bir rahatsızlık mı? Bunu merak ediyordum. Dr. M.Ç.,
sorum üzerine benimle tartışmaya başladı.
Peki neden bilgi vermek istemiyordu?
Net bir açıklama yapmıyordu. Ya tetkik sonuçlarından emin değildi veya
iletişim becerisi yoktu. İlgilenmiyordu. Hastalığımı bilmiyordum. Boyun
fıtığı olarak kendi kendime teşhisimi koymuştum.
Tedaviye devam ettiniz mi?
Devam ettim. Ancak bana söylenilen en az 10 günlük fizik tedavi
uygulanması gerektiği ve bunun daha fazla bir zaman da alabileceğiydi.
Düzenli olarak tedavimi sürdürdüm. Ama en az 10 günlük tedavim olduğu
bilindiği halde, 7 günlük istirahat raporu yazıldı ve 5 günlük tedavi
sonrası ara kontrole gelmem gerekirken muayenem gerçekleşmedi.
Kasıtlı mı yapıldı diyorsunuz?
Bence kasıtlıydı. Çünkü, sağlık raporunu, o tartışmadan sonra aldım.
Doktor, 10 günlük fizik tedavi veriyor, 7 günlük istirahat raporu
yazıyor. Bu mantıklı mı sizce? Ayrıca aynı dertten muzdarip hastaları,
kontrole alırken beni almadı. Acıdan ayakta duramıyordum. Evden
yürüyerek 10 dakikada gidebildiğim hastaneye bile ağrıdan dolayı
taksiyle gidiyordum. İşyeri rapor bekliyordu. Doktor vermiyordu.
Hastalığınız neymiş peki, öğrenebildiniz mi sonunda?
Boynumda 4-5 noktada boyun fıtığı başlangıcı varmış. Ama çok ileri
düzeyde değilmiş. Bunu da çok sonra öğrendim. Doktor, “Çocukluk
döneminde aldığın bir darbeden olabilir” dedi. Öyle bir darbe, çarpma,
kaza olmadı.
Aynı hastanede tedaviye niye devam ettiniz ki?
Rutin olmam gereken kontrollerim gerçekleşmeyince sinirlendim. Ve yine
tatsız bir tartışma yaşandı. Sorumlu Amir’e doktoru şikâyet ettim. Ama
olumlu veya olumsuz bir netice alamadım. Ben de o özel hastaneye bir
daha gtimedim.
Bu özel hastaneye toplam ne kadar ücret ödediniz? Toplam, 300 YTL’ye maloldu.
Oradan ayrıldıktan sonra başka bir hastanede tedavi gördünüz mü?
Bahçelievler’de SSK’nın Fizik Tedavi Merkezi’nde tedavime devam ettim.
Bir buçuk ay boyunca yattım. Sorunum çok ciddiymiş. Demir çelik
sektöründe lazer kesim makinesi operatörlüğü yapıyordum. Sağlık sorunum
nedeniyle işi maalesef bıraktım. Sivas’a devlet memuru olarak atandım.
Hastanın sahip olduğu haklar-4 Tedaviyi Reddetme ve Durdurma
Madde 25: Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz
sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; Hasta kendisine
uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetme veya
durdurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin
uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine
veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması
gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar
müraacatında hasta aleyhine kullanımaz. Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki
Madde 26: Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu
hallerde dahi mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın
dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.
Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması
Madde 27: Klinik veya labaratuar muayaneleri sonucunda bilinen klasik
tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha
evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle
faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması
şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodu
dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için hastaya faydalı olacağının
ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz
sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır. Evvelce tecrübe
edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğini
ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde
yapılabilir.
Hasta özele yönlendiriliyor
TÜRKİYE’NİN kangren olmuş bir yarasına parmak bastığınız için
teşekkürler. Yazdıklarınız genel anlamda yüzde 100 doğru. Şimdi sizlere
kendi mesleğim olan gözlükçülüğü ilgilendiren göz doktorluğundan örnek
vermek istiyorum. Türkiye’de çok net olmamakla beraber 2 bin 400-2 bin
700 arasında göz doktoru bulunmakta. 15 Ocak 2008’de devreye girecek
olan genel sağlık sigortası ile özel ve kamu hastaneleri sözleşmesine
göre 65 yaş üzerindeki doktorlar ne özel ne de devlet hastanelerinde
çalışamayacaklar. En iyimser bir hesapla bu oranın yüzde 10 olduğunu
kabul edersek 15 Ocak 2008’den sonra 2 bin 150-2 bin 400 arasında göz
doktoru kalacaktır. Sayın Sağlık Bakanımız doktorların performans
gelirleriyle birlikte aylık maaşlarının 5 bin YTL’ ye çıkacağını ifade
etmektedirler. Evet doğru ama günde 100 muayene yapabilirlerse...Eğer
ülkemizde göz doktoru dağılımı homojen bir şekilde yapılmış olsa belki
bir sıkıntı doğmaz ama göz doktorlarımızın yaklaşık yüzde 80 gibi bir
oranı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin gibi illerde
toplanmıştır. Dolayısıyla bugün ülkemizde -bırakın ilçeleri- illerin
bile bazılarında devlet hastanelerinde göz doktoru maalesef yoktur.
Şimdi madalyonun tersini çevirelim. Göz doktorlarımız devlet
hastanelerinde 5 bin YTL ücret almaktansa son yıllarda pıtrak gibi
çoğalan özel hastaneler devletin 5 bin YTL ücret verdiği doktorları
istifa ettirerek kendi bünyelerine katmaktalar. Hem de en azı 10 bin
YTL’den başlayan ücretlerle. Mersin Devlet Hastanesi’nde yakın zamana
kadar 11 göz doktoru görev yaparken şu anda 6 göz doktoru kaldı. Çok
yakın bir gelecekte bu göz doktorlarının da cazip teklifler karşısında
devlet hastanelerinden ayrılacakları gözden uzak tutulmaması gereken
bir gerçektir. İşte bu gerçekten yola çıkılacak olursa çok yakın bir
gelecekte devlet sağlık sektöründen çekilmiş olacak ve zaten geçim
sıkıntısı çeken ülke insanları özel hastaneler tarafından farklar
alınarak soyulacak. Fark ödeyemeyenler ise maalesef tedavilerini
yaptıramayacaklardır. İşte alt yapısı hazır olmadan oy toplama uğruna sağlık da dönüşüm projesinin sonucu. Saygılarımla. Hüseyin Avni Güven- Akdeniz Gözlükçüler ve Optisyenler Dernekleri Federasyonu Başkanı
ÖZEL HASTANE DOSYASI-5 5 güne 3 bin YTL ödedi
Dr. Ege Ünalçın, 80 yaşındaki teyzesi Bedia Ü'yü, İstanbul'daki bir
özel hastaneye tetkik için yatırdı. Hastane 5 gün sonunda Emekli
Sandığı'ndan emekli yaşlı kadının önüne 3 bin YTL masraf koydu EGE
Ünalçın, bir tıp adamı... Şile Diyaliz Merkezi'nde doktor... Ancak
Türkiye'nin sağlık sistemindeki belirsizlikler, onu titrinden ötürü
kurtarmıyor. Çünkü o da henüz şekillenmemiş "Sağlıkta Dönüşüm
Projesi"nin mağdurlarından. Genç doktor Ünalçın, hiçbir acil sorunu
olmayan 80 yaşındaki teyzesi Bedia Ü'yü, kontrolden geçirmek üzere
İstanbul'da özel bir hastaneye yatırıyor. Ve öykü başlıyor.
• Kısa zaman önce İstanbul'da teyzenizin tedavisi için bir özel hastaneye gittiniz. Devamını anlatın lütfen. Yüzde 60'ı devletten
İzmir'de yaşayan ve yaşlılıkla bağlantılı bazı sağlık sorunları olan 80
yaşındaki teyzem Bedia Ü'yü İstanbul'da özel bir hastaneye yatırdım. 5
gün kaldı. Hastane tedavi ücretinin yüzde 60'ını devletin karşıladığını
söyledi. İşin içinde olduğum için çok fazla bir masraf çıkacağını
düşünmüyordum ama özel hastaneye yaklaşık 2 bin 500-3 bin YTL arası bir
ücret ödedik.
Teyzenizin ameliyat masrafı mıydı bu oran? Hayır, teyzem ameliyat olmadı. Sadece bakım ve tetkikler için alındı bu ücret. Teyzem, Emekli Sandığı'ndan emekli.
Neden özel hastaneyi tercih etmiştiniz?
Hizmet kalitesi ve rahatlık için düşünmüştüm. Refakatçilerin hastaneye
daha rahat girip çıkması, hastanın rahat edebilmesi, hasta bakımının
itinalı için tercih etmiştim.
Vatandaş zorlanıyor Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile ilgili düşünceleriniz neler?
Kalitenin yükselmesi açısından bir fark ödenebilir. Ama bu fark çok
yüksek olmamalı. Muayene 120 YTL ise hastaya düşecek pay, 20-30 YTL
olmalıdır. Fark çoğalınca vatandaşlar zorlanıyor.
Ve her özel hastaneye göre de fark ücreti değişiyor.
Aynen. Yanılmıyorsam özel hastane yönetimi, hastaya "Hiçbir şey talep
etmiyorum. Dava açmayacağım" türünden taahütname imzalatıylor.
SSK'lılara "Kesinlikle ekstra ücret ödemeyeceksiniz" deniliyordu.
Hastalar bundan dolayı çok sıkıntı yaşanıyor. SSK ile özel hastanelerin
anlaşmasının tek avantajı, hastanın ilaçlarının karnesine
yazılabilmesi. Ayrıca hasta bilgilendirilmeli. Hangi özel hastanelerin,
hastadan ne kadar fark ücreti alacağı, tedavisinin ne kadar mal olacağı
konusunda hasta, bilinçlendirilmelidir.
7.5 bin YTL'lik fatura, özel hastanede ikiye katlandı HASTADER
Başkanı Avukat Sadunoğlu, özel bir hastaneye sevk edilen kalp
hastasının 7 bin 500 YTL olan tedavi masrafının iki katına
çıkarıldığını söyledi ve ekledi: "Maalesef hasta kurtarılamadı" HASTA Haklarını Koruma Derneği (HASTADER)
Başkanı Avukat Zeki Sadunoğlu, devlet hastanelerinde olan hasta hakları
kurullarının özel hastanelerde de oluşturulması gerektiğini söyledi.
Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında özel hastanelerdeki en önemli
sorunun, hastaya imzalattırılan taahütname olduğunu ifade eden
Sadunoğlu, "işi ticarete döküyor" dediği özel hastaneler, konusunda
çarpıcı bir örnek de verdi. Söyleşimize geçiyoruz.
Vatandaşlar, size özellikle özel hastaneler konusundaki şikâyetlerini sıkça dile getiriyorlar mı?
Tabii ki. Öncelikle şunu belirtmek isterim; Sağlık yönetmeliğine göre,
hasta hakları kurulları sadece devlet hastanelerinde oluştu. Kısaca
mağdur edildiğine inanan hasta, bu kurullara şikâyet eder. Bu
şikâyetler, kurulda değerlendirilir. Şikâyet edilen görevli, memur
olması dolayısıyla kuruldan çıkan olası kararlar baştabibliğe
bildirilir. Baştabiplik gerekli işlemi yapar. Kurullarda derneğimizin
üyeleri de mevcut. Ben ayrıca Bakırköy Devlet Hastanesi Hasta Hakları
Kurulu'nda da üyeyim. Ancak özel hastaneler sözkonusu olduğunda bu
hasta hakları kurullarından maalesef söz edemiyoruz. Dolayısıyla
hastadan ya fazla ücret alınıyor, ya vadedilen hizmet verilmiyor veya
tedavi sonrasında hastada bazı hasarlar kalıyor.
Özel hastaneler de uymalı Özel hastanelerde hastadan fazla ücret alınıyor dediniz. Bununla ilgili yasal prosedür takip edilmiyor mu?
Geçen yılki bir toplantıda, Sağlık Bakanlığı'na hasta haklarının sadece
devlet hastanelerinde değil; Aynı zamanda özel ve üniversite
hastanelerinde de olması gerektiğini önerdim. Sanırım hükümetin bu
yönde çalışmaları devam ediyor. Ayrıca şu da önemli: Hasta hakları
kurullarının oluşumunda bu kurulun başkanı, baştabip yardımcılarından
oluşuyor. Hiç demokratik değil. Bence kurulu oluşturan 7 üye arasından
başkan seçimle başa gelmelidir. Eğer bu durum, özel hastanelerde de bu
şekilde olursa çok etkin olacağı kanaatinde değilim.
Özellikle
acil durumlarda özel hastanelerin hastalara ek masraf çıkardığı yönünde
şikayetler çok var. Size de bu tür şikâyetler geliyor mu?
Bize gelen şikâyetler içinde dikkatimi şu çekiyor. Mesela hastane,
hastaya, "Ben sizin şu tedavinizi üstlenirim. Ama şu kadar ücret
alırım" diyerek senet imzalattırıyor. Daha sonra hasta tedavi olmadığı
veya beklediği sonucu almadığını görüyor. Senedi ödemek istemiyor.
Karşı taraf da icraya veriyor. Özel hastaneler işi ticarete dökmüş gibi
görünüyor. .
Senet imzalamayın Peki bu tür durumlarda hasta ne yapmalı? Önüne konulan senedi imzalamamalı mı?
Hastanın pek yapabileceği bir şey yok böyle bir durumda. Hasta acil
olarak bulunduğu noktaya en yakın özel hastaneye başvurmuşsa ve hastane
yönetimi de hasta yakınına "Şu senedi imzalamazsan tedavi etmiyoruz"
derse hastanın bu senedi imzalamaması bence mümkün değil. Keşke hasta
bilinçli olup da senedi niçin, neye karşılık veya senedi bir sebebe
bağlı olarak imzaladığını bilse. Hukukta kambiyo senetlerinde sebep
gösterilmez. Bu senetler kimin elindeyse "Şu bu sebeple verdim"
diyemiyorsunuz. Ta ki özel bir belge olana dek. Hasta, "Şu meblağlı, şu
tarihli senedi tedavi masrafıyla verdik" şeklinde farklı bir kağıda
yazıp verirse hastanın yararına olur. Ayrıca senede hastanenin adını
özellikle yazması gerek. Hangi hastane olduğu belirtilmemiş bir senede
imza kesinlikle atmasın. Fakat hastalar bunu bilmiyor.
"Şu kadar tedavi masrafım olmuştu. Ancak hastane yönetimi imzalattığı
senetle bu oranı şu kadara çıkarttı" gibi şikâyetler sık geliyor mu?
Evet. Örneğin kalp rahatsızlığı nedeniyle Haseki Devlet Hastanesi'nden
Avrasya Hospital özel hastanesine sevk edilen hastanın 7 bin 500 YTL
olan tedavi masrafı, hastane yönetimi tarafından iki katına, yani 15
bin YTL'ye çıkarılmıştı. Senet de bu miktar üzerine hastaya
imzalattırılmıştı. Maalesef hasta daha sonra yaşamını kaybetti.
Siz bu tür durumlarda hastayı nasıl yönlendiriyorsunuz?
Biz şikâyeti olan hastaları, hukukçulara yönlendiriyoruz. Bazılarına
dernek üyesi avukatlarımız yardımcı oluyor. Şu anda denetim kurulumuzun
kurucu üyelerinden 2-3 avukat, hastaların davalarını da üstlenmiş
durumda.
Kulak ağrısına kan tahlili Vatandaşlar,
özel hastanelerden alınan ekstra ücretlerden özellikle şikâyetçi. Kulak
ağrısı çeken kan tahlili yapılabiliyormuş. Doğru!
Hastaya gereksiz işlemler yaptırılabiliyor. Bu bir istismardır. Doktora
başvurduğunuzda, doktor "Şu filmi çektirmelisin, şu tahlilleri yap öyle
gel" dediğinde bizim "hayır" deme olasılığımız yok. Bunun kontrolü,
Sağlık Bakanlığı'nın elinde. Bakanlık, teşhis konulan bir hastalığa
neler yapılması gerektiğini bilmelidir. Bakanlık, hangi hastanenin bu
istismarı gerçekleştirdiğini, giden evraktan ve talep edilen paradan
bilir ve tedbirini alır diye düşünüyorum. Sağlığın özelleşmesine değil
istismarına karşıyım. Bir çok özel hastane bunu ticarete dökmüştür.
Bunun farkındayız. Ayrıca Anadolu'daki hastanelerde hasta hakları
kurulları büyük şehirlerdeki gibi bile çalışmıyor. Zannetmiyorum ki
Hakkari'deki devlet hastanesindeki hasta hakları kurulu, Bakırköy'deki
gibi çalışmış olsun!
Okur şikâyetleri
12 Eylül 2007 günü guatr kontrolum için Denizli Pamukkale Üniversitesi
Hastanesi'ne gittim. Endokrin servisinde 3 ay sonraya gün verdiler. Bu
arada görevli memur özel muayene olursam hemen muayene olabileceğimi ve
bunun için 100 YTL para yatırmamı söyledi. 100 YTL'yi yatırarak
özel muayene oldum ama doktor ultrason istedi. Ultrasona gittim. Orada
da 3 ay sonraya gün verdiler ve özel çekim istersem hemen olacağı
söylendi. 100 YTL de ultrason için verdim ve muayene olabildim. Nasıl
oluyor da 3 aylık süre parayı verince hemen aynı güne iniyor. Bu ne
ahlaka ne de edebe uygun bir durum. Bunu yapanlar üniversitenin doçent
ve profesörleri...Duyun Sayın Başbakanım, sağlıkta nereye geldik! Handan Kayır-Denizli
YAZILARINIZI sürekli okuyorum ve beğeniyorum. Size başımdan yeni gecen
bi olayı yazma gereksemi duydum ve paylaşmak istedim. Dayımın
kalçasında kireçlenme vardı. Devlet hastanesine gittik. Film çekildi.
Doktor, "Ameliyat" dedi. Bizde doktora "Ne zaman olacak?" diye sorduk.
Kibarca "Muayeneme gelin, bir de orada bakalım" dedi. Gittik ve 200 YTL
ücret ödeyip ameliyat gününü aldık. Dayım ameliyat oldu. Doktor,
kontrol için bize tekrar muayenesine çağırdı biz de herhalde kontrol
için çağırdığını düşünerek gittik ve orda sadece dikişleri aldı. (Bunu
hastanede yapabilirdi) Çıkarken sekreteri 200 YTL daha istedi. Biz de
"Üzerimize para almadık" dedik. O da kibarca bir tarih verip "O zaman
geldiğinizde 400 YTL verirsiniz" dedi. Amaç, insanları sömürmek değil
mi sizce? Ameliyat yapmak için muayenehanesine gitmeden hiçbir doktor
hastanın yüzüne bile bakmıyor. Buna kim dur diyecek bunu paylaşmak
istedim. Oğuzhan Adalıoğlu-Bursa
Hastanın sahip olduğu haklar-5 Rızanın Şekli ve Geçerliliği
Madde 28: Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir
şekle bağlı değildir. Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza
hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede
bulunulamaz.
Organ ve Doku Alınmasında Rıza Madde 29: 18
yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu
şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ
veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve
Nakli Hakkında Kanunun 6. Maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına
tabidir. Ölüden organ ve doku alınma ve cesetlerin bilimsel araştırma
için muhafazası hususunda 2238 sayılı kanunun 14. Maddesi hükümleri
saklıdır.
|